Yüksel
Holding, Kazakistan, Afganistan, Suudi Arabistan, Özbekistan,
Gürcistan, Ukrayna, Romanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Ürdün,
Libya ve Irak gibi geniş bir alanda altyapı ve inşaat projeleri yürüten
bir grup. Ailenin üçüncü kuşağı işin başında; Emin Sazak.
Yüksel Holding Genel Koordinatörü Tuna Aksel geçen hafta bir basın buluşması düzenleyerek çalışmaları hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Hazırlanan rapor, Yüksel Grubu’na
ait şirketlerin genel yapısı, finansal performansı, istihdam verileri
ve faaliyetinin yanı sıra çalışan gönüllülüğü, eğitim destekleri,
çevresel ve sosyal konulardaki projeleri hakkında da veriler içeriyor.
Aksel bu konuda kararlı olduklarını 6 yıl önce BM Küresel İlkeler
Sözleşmesi’ni
imzalayarak gösterdiklerini anlatıyor. Şirket bu arada kendi karbon
ayak izini de 1678 ton/ yıl olarak hesaplamış. Aksel bu konuda da
sektörde ilk benchmark olduklarını söylüyor ve ekliyor “Kendimize bunu 900 ton/yıla indirme hedefini koyduk”
Grubun enerji yatırımları da var. Aksel “2 HES yatırımımız var ama prensip olarak Karadeniz’e girmiyoruz, bu coğrafyadan gelen HES önerilerini kabul etmiyoruz” diyor. Bu arada Yüksel Holding’in bir 5 yıldır etik kitabının ve etik yönetmeliğinin olduğunu hatta bir de etik direktörlerinin olduğunu öğreniyoruz.
Şirketler Sürdürülebilirlik Yarışında....
Sürdürülebilirlik...
Ya da Sürdürülebilir Kalkınma... En temel tanımı ile insan ile doğa
arasında denge kurarak doğal kaynakları tüketmeden, gelecek nesillerin
ihtiyaçlarının karşılanmasına ve kalkınmasına imkân verecek şekilde
bugünün ve geleceğin yaşamını ve kalkınmasını programlama. Haliyle
sosyal, ekolojik, ekonomik ve kültürel boyutları olan bir kavram.
Küresel ısınmanın artık bir tehdit haline gelmesi, toplumlarda gelir
dağılımı uçurumunun giderek derinleşmesi ve tüm bu konularda kamuoyu
duyarlılığının artmasının da etkisiyle bir süredir sürdürülebilirlik
kavramı şirketlerin de gündeminde. Üstelik “sürdürülebilirlik” üzerinde
yoğunlaşan, faaliyetlerini bu doğrultuda yürüten, bunu yanı sıra
kurumsal sosyal sorumluluk projelerini sürdürülebilirlik ekseninde
geliştiren şirket ve kurumların “kredibilitesi” de artıyor. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SDK) Genel Sekreteri Engin Güvenç ile geçen hafta bir araya geldiğimizde Türkiye’de bu konularda neler yapıldığını da masaya yatırdık. Aslında buluşma amacımız 20 Haziran’da
Brezilya’nın Rio de Janerio kentinde gerçekleşecek olan Rio+20 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nda Türkiye’nin sunacağı Ulusal Rapordu. Zira söz konusu raporda Türkiye’nin
sürdürülebilir kalkınma ve yeşil ekonomi konusunda en başarılı 20
örneği yer alacak ve bunlar dünya ile paylaşılacak. Proje Kalkınma
Bakanlığı’nın koordinasyonunda, UNDP kolaylaştırıcılığında ve SDK’nin desteği ile yürütülüyor. En iyi uygulamaların toplanması 22 Şubat’a
kadar devam edecek ardından önce akademik kurul ilk değerlendirmeyi
yapacak ve seçici kurul finale kalanlar arasından seçimini yapacak.
Sürdürülebilir projeler derken ne kastettiklerini sordum Güvenç’e. “İnovatif olmak” yanıtını aldım. Örneğin Bursa’da Nilüfer Belediyesi’nin
organize sanayi bölgesinde yenilikçi bir çözümle gerçekleştirdiği su
arıtma ve atık suyu yeniden kullanma uygulaması, bölgede su tasarrufunda
ciddi ilerleme kaydetmiş. Ya da Coca- Cola’nın 1 litre kola üretmek için harcadığı suyun miktarını 2.5 litre’den 1 litreye düşürmesi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder